Make your own free website on Tripod.com

FENERYOLU VETERINER POLIKLINIGI & VETERINARIAN CLINIC

GUNCEL

ANA SAYFA& HOME PAGE | LABORATUVAR,LABORATORY | ILETISIM | GUNCEL | CERRAHI & SURGERY | lLK YARDIM && ACIL | KEDI KOPEK HASTALIKLARI | SAHIPLENDIRME

 ÇOK KORUNAN ÇOK HASTA OLUYOR!...

 

Dr. GÜNDÜZ TEZMEN. HÜRRİYET GAZETESİ, SAĞLIK KÖŞESİNDE YAYIMLANMIŞ BİR YAZISI:

 

             ''Hani halk arasında bir inanç vardır ya, sokakta karda kışta yalınayak dolaşan, yiyeceği yere düştüğünde alıp yiyen çocuklara bir şey olmaz diye, uzmanlar bu düşüncenin pek de yanlış olmadığını öne sürüyor.

 

            ABD ve Almanya'da yapılan birbirinden bağımsız 2 araştırmada, steril ortamlarda büyüyen çocuklarda astım hastalığının daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. İlk bir yaşı içinde en az 2 kez nezle olup burnu akan çocukların, 7 yaşına kadar astım olma ihtimali yarı yarıya daha az. Aynı şekilde uçuk ya da su çiçeği gibi herpes virus enfeksiyonlarını geçiren çocuklarda da astım daha az görülüyor.

 

            Bazı hastalıkları yaşamak vücudun bağışıklık sistemini uyarıyor. Yeterli antikor bulunması da bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bu yöndeki başka bir çalışma da barsak parazitleriyle ilgili olarak yapılmış. Bu çalışma sonuçlarına göre, hijyen bilincinin gelişmesiyle barsak parazitlerinin önlenmesinin, aralarında astımında bulunduğu allerjik hastalıkların artmasına yol açabileceği belirtiliyor.

 

            İngiltere'de yapılan bir çalışma, bu ülkede yaşayan küçük çocuklarda kan kanseri olarak da bilinen löseminin bir türü olan ALL'nin Hindistan'da yaşayan çocuklara oranla 5-6 kat daha fazla görülmesini, İngiltere'de yaşayan çcukların daha steril ortamlarda yaşamaları nedeniyle soğuk algınlığı gibi sık rastlanan hastalıklardan uzak kalmaları ve bu yüzden de bağışıklık sistemelerinin az geşilmesine bağlıyor.

 

            Bebeklerin bağışıklıklarının gelişmesi için onları hasta mı etmek gerekiyor?!

Tabii ki bunu kimse önermez, ancak temizliğin abartılmasının da anlamsız olacağını  söylemek gerekir. Ayrıca koşulları nedeniyle bebeklerini kreşlere göndermek zorunda olan annelerin, sadece çocukları diğer çocuklardan hastalık kapar diye koşullarını zorlayarak bundan kaçınmasının pek de anlamlı olmadığı görülüyor.''

 

 

                  Yazar:   Dr. GÜNDÜZ TEZMEN 

 

      (  HÜRRİYET GAZETESİ 'ndeki yazısından alıntıdır. )

 

______________________________________________________________________

 

 

 

 

EVDE HAYVAN BESLEMEK DOĞRU MUDUR?...             

 

 

            Çocuk ve hayvan  bir arada çok uyumlu ve birbirine zarar vermeden yaşabilirler.

 

            Genel anlamda ülkemizde çok yanlış inanışlar ve yanlış yönlendirmeler yüzünden insanlar ne yazıkki çocukları için pet almaktan kaçınmakta ya da eve yeni bir bebek katılacaksa yıllardır var olan evdeki kedi-köpekden vazgeçmekte, hatta onu sokağa atmaktadırlar.

 

            Gelişmiş ülkelere baktığımızda petlerin evde beslenmesi doktorlar tarafından da kabul görmekte ve hatta eve yeni pet alımı desteklenmektedir. Bir çok psikolog ve beşeri hekim, evde pet bakımına karşı çıkmamaktadır. Aksine pet beslemenin, çocukların psikolojik ve fizyolojik gelişimlerinde ne kadar yararları olduğu bilinmektedir. Çocuklar evde pet bakımını  paylaşarak, sorumluluk sahibi olmayı öğrenerek, hem daha bilinçli, kendilerine güvenli, kendilerine yetebilen, hem de sorumluluk alabilen gerçek bireyler olarak yetişmektedirler.

 

            Çocuklar köpeğin eğitimi esnasında aynı zamanda kendilerini de yetiştirmiş olurlar. Bir köpek ya da kedinin terbiyesi esnasındaki davranış modellerini öğrenerek uygulamak çocuğa güven kazandırır.Başarı duygusu pekişir. Bir canlıyla iletişimi davranışsal anlamda derinleştirmeyi kavrar.

 

            Hayvanlarla iletişim halinde olmak, sadece çocuk psikolojisi için değil, yetişkinler için de çok yarar sağlamaktadır.Evdeki petle ilgilenen  insanın  psikolojisinde de pozitif değişimler olmakta, çağ hastalığı olarak bilinen stres büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Yapılan çeşitli araştırmalarda, evlerinde pet besleyen insanların sağlıklarında da olumlu gelişmeler izlenmiştir. Örneğin kedi veye köpeğini eliyle severken takip edilen bir pet sahibinin vücut tansiyonun da belirgin bir biçimde normale döndüğü gözlemlenmiştir.

 

            Buna benzer bir şekilde, bir kazada 4 kişilik bir aileden baba malesef kaybedilmiş, çocuklardan biri olayın şoku ile kekeme olarak kalmıştır. Bu olayı takiben şoku atlatması için psikoloğu tarafından eve bir kedi alınması tavsiye edilmiş, ve gerçekten kedinin büyük yardımıyla  çocuk bir süre sonra kekeme halinden normale dönmüş, şok döneminden kurtulmuşur (Bu olay Istanbul'da geçmiştir) .

 

            Bir yandan da araştırmalar göstermektedir ki, sağlıklı bir petle büyüyen çocuklar ileriki hayatlarında bir çok allerjene karşı daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktadır.

 

            Halk arasında yanlış inanışlardan biri de bir bebeğin sıfır mikroplu steril bir ortamda büyümesi gerektiğidir. Bu inanış yüzünden yere bile konmadan büyüyen bebekler malesef, vücutlarında yeterli bağışıklık oluşamadığı için hastalıklara çok kolay yakalanmaktadırlar. Çocukluk dönemleri de daha yoğun hastalıklarla geçmektedir. Çünkü vücut gelişirken, bebek az da olsa mikropla tanışmalıdır ki vücudunda bağışıklık sistemi gelişsin, kuvvetlensin.

 

            Çocuklarınız için her türlü aşırılık gibi, AŞIRI KORUMA da zarar verir!

 

Hayvan gelişimi içinde aynı kurallar geçerlidir. Petinizi de aşırı steril ortamda el bebek gül bebek misali yetiştirmek ona yarar yerine zarar verecektir...( bazı veteriner kontrollü dönemler hariç, örneğin aşılanması tamamlanmamış hayvan sokağa çıkmamalı, korunmalıdır.)

 

            Eğer düzenli bir şekilde paraziter ve diğer sağlık kontrollerini düzenli yaptırıyorsanız, kedi ya da köpeğinizden size yada çocuğunuza hiç bir hastalık unsuru geçmez.

 

            Kedi-köpek tüylerinde illa kist geçecek şeklindeki eski inanç yanlıştır. Bakımlı, sağlıklı bir köpek insana ve dolayısıyla bebeğinize hastalık geçiremez. 

 

            Sağlıklı (veteriner kontrollü) bir hayvanın tüyünü yutmakla, insan saçını yutmak arasında fark yoktur!...

 

 

                         Veteriner Uzman Jinekolog Dr. ÖZLEM ONAY

 

_______________________________________________________________________

 

             İNSANDA TOXOPLASMOZİS HASTALIĞI

                            (Toxoplasma gondii )

 

          

 

            Son konak kedi ve kedigillerdir. Son konakda ergin form vardır. İnce barsak epitelleri ve arakonakda yerleştiği yerlere yerleşir. Dışkı yoluyla yumurtalar atılır.

 

            Ara konak: İNSAN ve Kedi ve kedigiller dahil yaklaşık 300 omurgalı hayvan (memeliler).

Arakonakda yerleştiği yerler ise, sinir hücreleri, karaciğer,akciğer,kalp,iskelet kas hücreleri, yavru zarları..Daha sonra doku hücreleri ,kalp kası, iskelet kası, beyin, akciğer ve diğer dokular...

 

            KLİNİK BELİRTİLER: Arakonak tarafından alınan parazitin taşizoit formu hızla çoğalır ve içinde bulunduğu hücreyi patlatır. Hastalığın şiddeti bu tahribatın derecesiyle ilgilidir.Ağır bir enfeksiyonda beyin,kalp,karaciğer akciğer zarar görebilir.Ateş yükselebilir, lenf yumruları şişer. AKUT TOXOPLASMOZİS adı verilen bu evre bazı insanlarda ve hayvanlarda hiç bir belirti olmadan da geçirilebilmektedir.

 

            Kist evresinde,parazitler kist içinde olduklarından hiç bir zarar vermezler,bu dönemde klinik belirti yoktur. LATENT KRONİK EVRE adını alır. Ancak kronik evrede AIDS (HIV, FIV...)gibi immun sistemi çökertecek ağır bir hastalık olursa arakonaktaki bu kistler açılıp bradizoit form taşizoit forma geçebilir. O zaman kistlerden çıkan parazitler zarar vermeye başlayabilir yeniden.

 

 

            İNSANDA TOXOPLASMOZİS:

 

            Gebelerde Enfeksiyon: AIDS gibi bir hastalık olmaksızın eğer kadın gebe kalmadan önce toxoplazmosis ile herhengi bir şekilde enfekte olmuş ve hastalığı önceden geçirmişse, bu hastalığa bağışıktır.Anneye veya doğacak bebeğe hiç bir zararı olmaz.

 

            Parazitle daha önce hiç karşılaşmamış bir kadın ise; ve gebelik esnasında bu parazitle enfekte olmuş ise; o zaman parazit yavruya geçer. Genelde fötus ölür ve düşük meydana gelir. Ya da fötusda anomaliler gelişir: Canlı doğarsa bebek; buna KONGENİTAL TOXOPLAZMOZİS  denir. Annede genelde düşük dışında başka semptom görülmez. Bebekde ise: Deride kırmızı lekeler, döküntüler, beyin su toplaası(hydrocephalus), sarılık, göz bozuklukları( korioretinitis) görülebilir.Canlı doğum oranı düşüktür.Canlı kalırsa da zeka geriliği veya göz bozuklukları ile yaşar.

 

            Amerika da yapılan araştırmada doğurma çağındaki kadınların %30 u serolojik kan testleri sonucu seropozitif bulunmuştur.Yani hastalığı geçirmiş, bağışıklık kazanmışlardır.

 

            Türkiye de kedi ile teması bulunan bir çok insanın da bu hastlığa yakalanıp geçirmiş, böylelikle doğal bağışıklık kazanmış olduğu düşünülmektedir.

 

            Yinede eve yeni kedi alınmadan evvel,eğer gebe kalma ihtimali olan bir bayan varsa; önce bu anne adayına labaratuvarda bu hastalık için test yaptırılmalı, eğer test pozitif çıkarsa, hastalığı geçirmiş ve bağışık olduğu kabul edilir ki bu durumda kedi eve alınabilir.Ancak test negatif çıkarsa;yani anne adayı henüz hayatında hiç enfekte olmamışsa,bağışıklığı da yok demektir; bu durumda veterinerce kadiye de özel kan testi yapılır.Kedinin testi de negatifse eve rahatlıkla alınabilir.Kedi hastalığı taşımıyor demektir.

 

            Ancak kedi seropozitifse kedinin eve alınması çok doğru değildir.Tedavi edilmeden alınmamalı.Ve doğum sonrası beklenmeli veteriner hekim ve beşeri hekimce karar verilmelidir.

 

            Diğer normal (gebe olmayan kadın,insan,çocuk vb.) çoğu olayda semptomsuzdur.Enfekte insan enfekte olduğunu bile anlamadan bu hastalığı geçirir ve bağışıklık gelişir. Bazen de hafif geçirir: lenf yumrusu şişer, keyifsiz,bitkin,boğaz ağrısı, depresyon,ateş olabilir. Aylar süren lenf yumrusu şişmesi nadirdir,geçer.

 

 

 

 

**************************************************************************

 

 

            KİST HİDATİK HASTALIĞI ( Echinocochus granulosus)

 

 

            Son konak köpek,tilki,kurt,çakalda yaşayan ergin parazit 2-6 mm boyundadır.İnsanın da içinde olduğu arakonaklar ise: koyun, keçi, sığır, at , domuz ve diğer otçullarda kistler oluşturarak büyük zararlar verebilir. İnsan için en tehlikeli hastalıklardan biri olan KİST HİDATİK bu parazitce oluşturulur. Son konak olan hayvanda gelişimini 5-8 haftada tamamlanır ve yumurtalarla vücuttan atılır. Köpek eğer bu paraziti taşıyorsa dışkıyla atılan yumurtalar,yalanırken tüylerine bulaşabilir.Dışkı yada tüyle bu paraziti vücuduna alan insan hastalanır. Son konak olan köpeğe hiç bir zarar vermezken, ara konak olan insan zarar görmektedir. Bu nedenle bu parazitten korunmak için köpek 2 ayda bir düzeli olan ilaçlanır.KİST iğnesi olarak bilinen praperatlar antiparaziter ilaçlardır.Ve  insan sağlığını korunması için uygulanmalıdır.

 

            Düzenli ilaç uygulanan köpekde bu parazit kesinlikle yaşayamaz. Köpeğiniz aşılama programına uyuyorsa hiç bir riskiniz yoktur. Son konak olan köpekde parazit yoksa tüylerde de parazit olmaz, yaşamaz ve köpek insanda KİST HİDATİK hastalığını oluşturamaz.

 

            Aksine hayvan yerine, yıkanmamış sebzelerden özellikle de maruldan kist hastalığını alabilmekteyiz.

 

 

 

                              Echinococus multilokularis

 

İNSANDA MULTİLOKULER KİST HİDATİK        HASTALIĞI

 

             Parazitin gelişimini sürdürdüğü arakonaklar insan da olmak üzre, fare ve diğer kemirici hayvanlardır. Son konak ise kedi,köpek, tilki, sırtlandır. Son konak için zararı yoktur. İnsan eğer kedi ve köpekte bu parazit varsa tüy yada dışkısının ağız yoluyla alınması suretiyle enfekte olurda MULTİLOKULER KİST HİDATİK HASTALIĞI' na yakalanır.

Karaciğerde kistler meydana gelir. Bu parazit için de aynı şekilde 3 ayda bir tekrarlanan KİST İĞNESİ olarak bilinen DRONCİT iğnesi (veya muadili PRAZUQUANTEL ETKEN MADDELİ İLAÇLAMA) uygulanır.

Düzenli olarak aşılamaları tekrar edilen hayvanların insan sağlığına hiç bir zararı olmaz. Bu nedenle KİST iğnelerinin yapılması çok büyük önem taşımaktadır.

 

            Bu parazit dahil bir çok parazit fare,kuşun yenmesi yoluyla veya yine kedi ve köpeye verilen yıkanmamış sebze,meyve, yiyecek,su, pişmemiş et ve sakatat yoluylaköpek ve kediye geçebilir,

 Çiğ sakatat, et, yıkanmamış sebze ve meyveden insan direk yolla da parazitlerle enfekte olabilmektedir.

Bu nedenle hayavanlara verilen gıda dahil kendi gıdamızın da hijyenine dikkat etmeliyiz. Evde kedi köpek beslemesek de bu hastalıklara yakalanabiliriz.

 

            Eve alınan hayvan mutlaka önce veteriner kontrolüne alınmalı, ilaçlamaları kesinlikle veteriner hekim önerisi doğrultusunca uygulanarak devam ettirilmelidir.

__________________________________________________________________________________

 

 

                İNSANDA VE KEDİ -KÖPEKDE ALLERJİK    

 REAKSİYONLAR VE ASTIM

 

            ASTIM

             Astım, çocuklarin en sık görülen kronik hastaliklarindan birisidir ve eski çaglardan beri tanınmaktadir. Astımın sözcük anlamı zorlu solunumdur.
Dünyada çocuk yas grubunda astim sikligi %7-11 arasindadir. Türkiye'de ise yapilan çalismalarla çocuklarda astim sikliginin % 2,2-9,8 arasinda oldugu gösterilmistir. Uzun süreli bir hastalik olmasi ve zaman zaman solunum güçlügü krizleri olusturması nedeniyle hastalar sık sık hastaneye getirilmekte ve bazen de yatırılarak tedavi edilmeleri gerekmektedir.

 

            Bronsial Astım                      

            Astim, soludugumuz havanin akcigerlere iletilmesini saglayan bronslarin zaman zaman daralmasi sonucunda nöbetler halinde gelen solunum güçlügü ataklari, öksürük ve hirilti ile kendini gösteren bir hastaliktir. Doktorlar astim için bazen spastik bronsit, astmatiform bronsit ya da allerjik bronsit gibi terimler de kullanmaktadir.

 

                        Astım hastaligi zaman zaman solunum güçlügü krizleri halinde ortaya çikar. Hasta özellikle soluk vermede güçlük çeker. Tikanma duygusu, gögüste sikisma, tekrarlayan öksürük ve balgam tabloya eslik eder. Bu nöbetlerin süresi ve sikligi hastadan hastaya farkliliklar gösterir. Astımlı hastaların solunum güçlügü ataklari ve öksürükleri geceleri daha belirgin olur. Astim nöbetleri ilaçlarla ya da kendiliginden büyük ölçüde gerilir. Nöbet sirasinda bir hirilti ya da vizilti çiplak kulakla hastanin yakinlari, hatta kendisi tarafindan bile duyulabilir. Bu sirada çocugun solurken omuzlarinin inip kalktigi, soluk alirken kaburgalar arasinin içeri çökügü, karnin inip çiktigi ve burun kanatlarinin açilip kapandigi fark edilebilir. Hasta asiri huzursuz ya da asiri halsiz veya sakin olabilir, hatta bazi agir krizlerde bilinç bozukluklari da görülebilir. Bu sirada hekim çocugun akcigerlerini dinlerse soluk vermenin güç ve daha uzun zamanda oldugunu farkeder; ayrica daralmis bronslardan geçen havanin yarattigi islik gibi sesleri duyar. Nöbet geçtikten sonra ise genellikle fizik muayenede hiçbir patolojik bulgu elde edilemez; hasta tamamen normaldir. Bununla birlikte sik yineleyen ataklardan sonra bronslarda kalici birtakim hasarlar gelistiyse nöbet disinda da bazi dinleme bulgulari duyulabilir. Bazen de astim solunum güçlügü nöbetleri olmaksizin sadece tekrarlayan öksürükle kendini belli edebilir.

 

            Brons asiri duyarlılıgı astimlıların büyük kısmında görülen ve kalıtımla ilgisi olan bir durumdur. Çocuklardaki astımın önemli bir bölümü allerjik yapi ile ilgilidir. Allerji en basit anlamiyla, normalde insanlarin büyük bölümünde reaksiyon yaratmayan bir maddenin bazi kisilerde yol açtıgı istenmeyen bir etki olarak tanımlanabilir. Allerjik hastaliklarin basinda astım ve allerjik nezle, atopik dermatit gibi deri hastaliklari ve besin allerjileri gelir. Eger anne ve baba tarafinda böyle bir hastalik varsa, çocukta herhangi bir allerjik hastalik riski artar. Böyle bir durumda ailenin degisik bireylerinde farkli allerjik hastaliklar görülebilir. Örnegin dedede astim, bir amca çocugunda allerjik nezle, teyzede atopik dermatit, çocukta deniz ürünleriyle ortaya çikan kurdesen olabilir. Ya da kisi yasaminin degisik dönemlerinde farkli allerjik reaksiyonlar gösterebilir. Bebeklikte basinda güç iyilesen konaklar, ya da poposunda inatçi pisikler olan bir çocukta, bunlar zamanla iyilesirken, astim ya da allerjik nezle gibi baska allerjik reaksiyonlar ortaya çikabilir.

 

            Çocuklardaki astimin %90'indan fazlasini allerjik oldugu kabul edilir.

 

 (www.saglik-info.com)

 

 

 

            Allerji: Vücudun savunma sisteminin çevredeki zararsız, normal maddelere karşı, sanki zararlı maddelermişcesine göstermiş olduğu aşırı reaksiyona verilen isimdir.

            İnsanlar ve hayvanlar aynı şekilde allerjik reaksiyonlar gösterebilirler.

 

 

            Allerjen:Vücudun yabancı ve zararlı madde olarak algıladığı çeşitli maddelere verilen isim.

 

 

            ALLERJEN TİPLERİ  NELERDİR? (NELER ALLERJİ YAPABİLİR?):

 

            Hayvanlarda allerjenler:

 a.Böcek, arı, yılan, karınca, tırtıl, örümcek,akrep, kene,pire, deniz anası,  vb. hayvanların  ısırık veya sokmaları

 

 b.Çeşitli ilaçlar, aşı, serum vb. ( penisillin, ampisillin, gentamisin, acepromazine, chloramfenikol, griseofulvin, trimetoprim, doxorubisin, tetrasiklin, antikanser yada immunosupresifler...

 

 c.Bazı yiyecekler ( çilek, muz, patates, buğday gibi karbonhidratlar, renklendirici ve tatlandırıcılar, koruyucular, süt, tavuk eti, yumurta, at eti, balık ve yan ürünleri vb. proteinler, pet mamalarinin hazirlanmasinda kullanilan unsurlar ...)

 

d. Bazı iç parazitler( kıl kurtları,tenya, kancalı kurtlar...)

 

e.Atopi geliştirenler( atopik inhalasyon dermetiti): (solunum yoluyla alınanlar): ev tozu akarı,küf, sığır kılı, parfüm, tüy, yün, insan epiteli, polen,mantar, pamuk, kümes hayvanı, ağaç, viral enfeksiyonlar...

 

f. Güneş ışığı, zehirli bitkiler, aşırı egzersiz...

 

                İnsanlarda Allerjenler:

            a. Kedi ve köpek allerjenleri en sik karsilasilan allerjenlerdir.

Hayvan antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygindir. Kedi allerjenleri asil olarak hayvanin salyasinda bulunmakta ve tüyleri üzerinde tasinmaktadir. Bu allerjenler oldukça yapiskan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diger yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler.

            Kuslar ise daha çok tüyleri arasinda mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamlari sagladiklari için allerji gelisimine ve sikayetlerin ortaya çikmasina neden olurlar.

 

            b.Yiyecek,ilaç, hayvan ısırıkları, parazitler, atopiler, güneş vb...hayvanlarda rastlanan benzer allerjenler insanda da aynı şekilde çok benzer reaksiyonlar oluşturabilir. Tamamen bireysel bir duyarlılıkla ilgilidir. Bulaşıcı değildir.

 

 

                Reaksiyonların çıkış bölgeleri ve zamanları:

 

a.b.Bu tip hayvan ısırıkları veya ilaçlar vb. sonucu çok şiddetli ve ani reaksiyonlar gelişebilir. Özellikle de boyun, yutak ve baştaki ödemler oluşumuyla karakterize bir tablo ilk dakikalarda ortaya çıkıp anafikatik şoka sokabilir. Bazen de yarım saat içinde veya daha geç ortaya çıkabilir. Solunum yolu da tıkanacağı için ölüm tehlikesi yüksektir. Derhal veteriner hekime götürülmelidir.

Daha farklı olarak sınırları farklı büyüklükteki şişkinlikler, orta dercede kaşıntı, anjioödem oluşabilir.

En tehlikelisi anafilaktik şoktur. (yer düşer, mukozalar mavi renktedir, solunum yavaş  yada durmuş...)

Hayvan sokmalarının ilk anlarında: üzüntü, sıkıntı, rahatsızlık, kendi atrafına dönme, ağrı, sallanma, huzursuzluk,ateş, hırıltılı solunum, burun akıntısı, titreme, kasılmalar, patide veya yüzde sıcaklık, şişlik ,ishal,kusma,koma, hızlı nabız, göz bebeklerinde büyüme, felç veya yerinde duramama vb...

 

b. İştahsızlık, ateş, ödem, ülser, kaşıntı, bitkinlik, poliartrit, püsütl, makül vb. lezyonlar...

 

c. Genelde baş ve kuyrukta kronik seyirli kepekli krustöz form oluşur. Şiddetli kaşıntı, bazen kendi kendini ısırma görülebilir.  Koltuk altı, karın, baş, boyun, kulak ve uçları gibi bölgelerde, kaşıntı,ürtüker,ödem, eritem, sebore, otitis, erezyon, eksüdasyon, ürtiker, eozinofilik plaklar, dermatitis gibi lezyonlar izlenir. İkinci form ise baş, boyun, ense ve omuzlarda izlenen ülseratif yuvarlak lezyonlardır, uyuza benzeyebilir bir formdur. Kaşıntı daha azdır.Veteriner hekimce özel diyetler verilerek veya allerji tesleri,labaratuvar testleri ile tanıya ve tedaviye gidilir. Allerji yapan gıda verilmez.

 

d. Çok fazla deri değişikliği olmadan ekzama benzeri, kaşıntılı reaksiyonlardır.

Veteriner hekimce paraziter ve allerjik tedaviler yapılır.

 

e. Nezle, göz akıntısı, otitis, astım, kabuk,eritem,kaşıntı, seborhee, pyoderma, kıl örtüsü rengi değişimi, nadiren astım, baş, boyun,ayaklarda kaşıntı, ayaklarını yalar,yüzünü tırmalar vb...

Zehirli bitkiler yenirse zehirlenme, gatrointestinal bozukluklar ve ölüm şekillenebilir.

 

                                                 

 

            Kedi ve köpeklerde genel allerjik reaksiyonların belirtileri: En başta deri reaksiyonları, kaşıntılar, kabuklanmalar,ülserasyonlar, eritremler, egzema, allopesi(tüy dökümü), ödem, seborrhee, ürtiker(döküntü) gibi lezyonlar olabileceği gibi daha şiddetli olarak: yüksek ateş, astım, ishal, öksürük, kolit, kusma, anafilaktik şok gibi ciddi genel reaksiyonlarla da seyredebilmektedir.

 

            İnsanda allerjik reaksiyonların belirtileri: Kaşıntı(deri lezyonları), alt ve üst solunum yollarında sorunlar( burun tıkanıklığı, su gibi akıntı,hapşırma, bazen nöbet halinde olabilen öksürük),

sindirim sistemi sorunları(ishal,kusma, bulantı, karında şişkinlik, karında kramp, gerginlik)...

Terleme, idrar kaçırma,baş ağrısı, şuur bozukluğu, yaşlılarda kalp ve dolaşım bozuklukları,bazen anafilaktik şok gibi genel reaksiyonlarla da seyredebilmektedir.

 

 

                TEDAVİ

 

            İnsan içinde hayvan için de,  genelde allerjenden uzak durmak öğütlenmektedir.

Bunun dışında antihistaminikler yada kortizon gibi immunosupresif maddeler kesinlikle bir doktor gözetiminde geçici bir tadavi olarak uygulanır. Bu ilaçlarin uzun süre kullanilmasi ciddi yan etkilere neden olur.

 

                         Allerjik olaylarda insan ya da hayvan, doktorca çeşitli labaratuvar teslerine( deri vaya kan   testleri vardır) tabii tutularak kesin olarak neye karşı allerji oluştuğu saptanır.Buna göre de o madeden uzak durmaya çalıştırılır. Eğer bu mümkün değilse, Hiposensitizasyon (duyarliligin azaltilmasi-Asi)(homeopati tedavisi) yoluna gidilir.Önce allerji testi sonuçlarina göre hazirlanan bir tedavi seti hazirlanir. Bu tedavi seti (enjeksiyonlar) artan yogunluklardadir. Böylelikle alerji yapan maddelere karsi hayvanin toleransini artirarak çevresi ile daha uyumlu ve çok daha rahat yasam sürmesi saglanir.

 

            Bazi alerjiler zaman ve tedavi ile yok edilir. Diger olaylarda alerji yapan maddelere karsi toleransi saglamak için alerji asilarina devam edilir. Tedavi semasina uyulmasi ile steroid ilaçlara bagimliligin azaltilmasi ya da ortadan kalkmasi saglanir. Olaylarin çogunda iyilesme tedavinin 3-5 ay sonrasinda izlenir ve aylik asilamalar devam ettirilir.

 

            Bu testler ve tedavi için insanlarda özel allerji bölümleri olan hastaneler veya allerji merkazleriyle görüşülebilir. Herşey uzman doktorlar gözetiminde olmalıdır.

 

            Hayvanızın allerjisi de aynı şekilde veteriner hekiminiz denetiminde bir laboratuvar çalışmasıyla ortaklaşa yürütülür. Zaman ve sabırlı bir tedaviyle uygun sonuç alınabilir.

 

 

            EVDEKİ ALLERJİK ÇOCUĞUNUZU ALLERJİDEN OLABİLDİĞİNCE KORUMA  ÜZERİNE YAPILAN  ARAŞTIRMALAR VE SONUÇLARI

 

            1-  Hastanın özellikle yattığı odaya hayvan sokulmamalı, bu oda gündüz de hayvana kapalı olmalı.

 

 

 

            2- Son zamanlarda deri allerjilerinde kullanılmak üzere şampuan ve spreyler de üretilmiştir. Bunlardan da yararlanılabilir. Yararları tartışmalıdır. Ama özellikle insan söz konusuysa, kedi tüyündeki allerjen madde olan kedi tükürüğünün, kedinin tüylerinden olabildiğice uzaklaştırılması için, haftada 1 kez kedinin yıkanması veya sprey veya silinmesi yoluyla gibi yollar denenebilir. Köpekler haftada 2 kez yıkanmalıdır.

Böylece  ortamda insanda allerji yaratan tükürüklü tüy sayısı azalacaktır.

           

            Ayrıca kedi yada köpek evin dışında özel eldiven biçimli taraklarla hergün taranmalı, tüylerin büyük kısmı bu şekilde evde dökülmeden elimine edilmelidir.

Bu aşamada tüyle silinebilir.

 

            3- Tüm ev düzenli havalandırılmalı, halı,kilim,koltuk gibi eşyalar tüy tutabilecek gibi olduğu için sayca azaltılmalı ve daima temiz tutulmalıdır.

            Akarlardan kaçinmak baslibasina bir sorundur. Bunun için yatak odalarindan halilarin kaldirilmasi, sik sik temizlik yapilmasi, tüylü-yünlü oyuncaklarin kaldirilmasi, yatak takimlarinin haftada bir 60 derecenin üzerinde yikanmasi, akarlari öldürebilen ev deterjanlarini kullanilmasi önerilebilir

 

            4- Tüy dökümünü azaltıcı tedbir olarak hayvanın vitamin, mineral,protein,karbonhidratça dengeli beslendiğinden, tüy dökümünü arttıracak bir hastalığının olmadığından veteriner hekimce emin olunmalı, tavsiyelere uyulmalı.

 

            5- HEPA filtreli hava temizleyicilerin havayı tüylerden temizlemesi yoluyla astılı çocuklarda yararlılığı isbatlanmıştır.Aşşağıdaki ingilizce metin bu araştırmanın özetidir.

 

İNGİLİZCE SORU CEVAPLI YAYINLARLA ARAŞTIRMALARIN ÖZETLERİ :

 

 http://www.aaaai.org/

amercan academy of allergyQasthma

 

12/27/01 re: Low allergenic cats

 I would like to know of any research that has been done on breeds of cats that do not cause allergic reactions in people that are sensitive to cats, in particular the domestic breed known as the Bengal cat.

I have not found any information about Bengal cats specifically but my understanding is that the major cat allergen ( Fel d 1) is shed by all cat breeds. Males tend to shed more allergen than females. It used to be thought that short-hair cats caused less allergy problems. However, that is not always the case since Fel d 1 is also found in the hair follicles, skin and saliva. The latter is an important source since many cats lick themselves frequently. The saliva dries on the surface of the hairs and is shed into the environment, particularly when the cat rubs itself against objects (very common). Cat hairs have a consistency that makes them adhere to floor coverings, stuffed furniture, bedding, etc.

 

FENERYOLU VETERINER POLIKLINIGI * Bagdat cad.no:154-2
Dunya Goz Hastanesı Yanı
Feneryolu-Kadıkoy* Istanbul * Turkey * 81110